Anne Yüreği

Anne Yüreği
Bir anne çocuğundan ne zaman vazgeçer?

 

     Hz. Davut Peygamber ve Hz Süleyman Peygamber zamanında iki anne vardı. Biri diğerinden daha büyüktü. Kucaklarında da yaşları birbirine çok yakın iki erkek çocuğu. Çocuklar annelerini tanıyamayacak yaştaydılar, çok tazeydiler.

     Bir gün, ikisi de çocuklarından uzakta, dalgın halde iken, bir çığlık doldurdu gökyüzünü. “Çocuğu kurt kaptı!” diyordu çığlığın sahibi. Deliye döndü anneler. Canhıraş koşup geldiler. Çocuklardan birisi gerçekten yoktu ve kurt gözlerinin önünden ufku hemen aşıvermişti.

     Küçük olan anne sarıldı geride kalan oğula

     — Yavrum, dedi, bu benim yavrum!

     Büyük kadının yüreğine bir ateş düştü, yaktı iliklerine kadar. Bir ümit küçük kadının elindeki çocuğa bakmak istedi. Küçük kadın sımsıkı tuttuğu çocuğa iyice sarılıp, büyük kadına sırtını döndü. Büyük kadın zorladı, çabaladı. Sonunda çocuğun yüzünü görebildi.

     — Aman Allah’ım bu benim oğlum, diye bağırdı, bu benim yavrum!

     Küçük kadın “Senin oğlunu kurt götürdü, bu benim oğlum.” dedi. Büyük kadın “Senin oğlunu kurt götürdü, bu benim oğlum.” dedi.  Yanık ana çığlıkları inletti yeri göğü. Gözyaşları sel oldu. Tartışma uzadı. Anlaşamadılar. Çevredeki insanlar da bilemediler işin aslını, haklıyı haksızı. Öyle ya ana bilirdi yavrusunu…

     Davut Peygambere gidip yargısına başvurdular. Çocuk hangi kadına ait;  delil de yoktu ortada. Davut Peygamber dinledi her ikisini de. Sonunda çocuğun büyük kadına ait olduğuna karar verdi.

     Büyük kadın söküp aldı küçük kadının kucağından çocuğu. Küçük kadın gözyaşlarına boğuldu. Ayrıldılar Davut Peygamberin yanından. Sarıldı çocuğa sımsıkı yine küçük kadın. Buğulu gözlerle,

     — Hayır, dedi, Davut Peygamberin oğlu Süleyman Peygamberin yargısına da başvurmadan asla bırakmam!

     Süleyman Peygambere de varıp durumu bildirdiler. Yalvaran gözlerle bakıyorlardı. Dikkatlice dinledi ikisini de Süleyman Peygamber.  Bilgelik dolu kararlı gözleriyle,

     — Bana bir bıçak getirin, çocuğu ikiye bölüp paylaştırayım aralarında, dedi.

     Çıldırdı adeta bu sözü duyunca. Anaydı. Nasıl dayanırdı yüreği ölümüne. Zordu ayrılık, el gibi büyüyüp serpilişini uzaktan seyretmek. Fakat daha iyiydi ölmesinden. Aniden, ok gibi fırladı ileri küçük kadın, kapandı ayaklarına Süleyman Peygamberin,

     — Aman dur, yapma, dedi, Allah sana merhamet etsin,  tamam çocuk onun oğludur…

     Ciddi görünmekle birlikte gerçeği ortaya çıkarmak için böyle söylemişti Süleyman Peygamber; asıl beklediği buydu. Çünkü razı olmazdı, olamazdı hiçbir ana yüreği buna. Yaratıcının içine yerleştirdiği ana şefkatiydi küçük kadını yerinden sıçratan. Böylece çocuğun küçük kadının oğlu olduğuna karar verdi.

[ Musa Mert]

Diyanet Çocuk Dergisi, Şubat 2015, s. 10, 11.