Çöl ve Şehir

Çöl ve Şehir
... ona öyle sıkı sarılmıştı ki, bir türlü geri dönemiyor, kendisini kucaklayanın kim olduğunu göremiyordu. — Kimsin sen? Bırak beni, diyerek kurtulmak için çabalamaya başladı. Göz ucuyla bakınca, ...

 Peygamberimizin zamanında insanların bir kısmı yerleşik hayat yaşardı. Bunlara şehirli denirdi. Diğer bir kısmı ise çölde göçebe hayatı yaşardı. Bunlara da bedevi denirdi. Şehirliler, çoğunlukla ticaretle ve ekime dikime uygun yerlerde tarımla geçinirdi. Bedeviler ise, ticaret yanında hayvancılıkla geçimini sağlardı.

 

     Çölde göçebe hayatı yaşayan insanlardan biri de Zahir bin Haram el-Eşcai adında bir adamdı. Bu adam Peygamberimizi çok severdi. Medine’ye her gelişinde, çölde yetiştirdiği hayvanların ürünlerden Peygamberimize hediyeler getirirdi. Bundan dolayı Zahir, “Hediyeci” diye anılırdı. Şehirden çöle döneceği zaman, Peygamber Efendimiz de onu boş göndermez, heybesini hediyelerle ağzına kadar doldururdu. Sonra da,

 

     — Zahir bizim çölümüz, biz de onun şehriyiz, buyururdu.

 

     Kısa boylu ve görünüm itibariyle çirkin bir adam olan Zahir’i Peygamber Efendimiz çok severdi. Çünkü o, dış görünüşe değil, kalplere ve davranışlara değer verirdi. Zahir bin Haram’a duyduğu yakınlık sebebiyle zaman zaman onunla şakalaşırdı.

 

     Günlerden bir gün Zahir, her zamanki gibi, çölden getirdiklerini pazarda satmakla meşguldü. O sırada Peygamber Efendimiz de pazardaydı. Zahir’i gördü. Arkasından sessizce yaklaştı. Aniden kucakladı.

 

     Peygamberimiz ona öyle sıkı sarılmıştı ki, Zahir bir türlü geri dönemiyor, kendisini kucaklayanın kim olduğunu göremiyordu.

 

     — Kimsin sen? Bırak beni, diyerek kurtulmak için çabalamaya başladı. Göz ucuyla bakınca, şakayı yapanın Peygamber Efendimiz olduğunu anladı. Rahatladı. Efendimizin ona bu şekilde takılması hoşuna gitmişti. Çabalamayı bırakıp, sırtını Peygamber Efendimizin göğsüne iyice yasladı.

     Zâhir'in bu dostane hareketinden hoşlanan Peygamber Efendimiz bu sefer,

 

     — Bu köleyi benden kim satın alır, diye seslendi.

 

     Böyle söylemekle Peygamberimiz aynı zamanda onun, Allah’ın kulu, kölesi olduğuna vurgu yapıyor, Zahir’e iltifat ediyordu.

 

     Peygamber Efendimizin bu sözü üzerine Zahir boynunu büktü. Hüzünlü bir şekilde şöyle dedi:

 

     — Satılığa çıkardığınıza göre beni değersiz buluyorsunuz ey Allah’ın Resulü, dedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz,

 

     — Hayır! Sen, Allah katında çok kıymetlisin, buyurdu.

 

     Allah’ın Peygamberinin dilinden duyduğu böylesine büyük bir müjde karşısında Zahir, çok mutlu oldu(*)

 

Musa Mert ]

Diyanet Çocuk Dergisi, Nisan 2016, s. 2, 3.

 

 

(*) Tirmizi, Şemail 104; Ahmed, III, 161.