Elde Kur'an'la Ateşe Yolculuk!

Elde Kur'an'la Ateşe Yolculuk!
Adına ne derseniz deyin; Kur’an ve Sünnet okuyan, insanlara Kuran’ı ve Sünnet’i anlatma çabası içerisinde olan herkesin dikkatini çekmesi gereken bir değerlendirme!

 

      Bir yaz dönemi, Almanya’nın Dortmund şehrinde, yakın bir dostumun evinde misafiriz. Ev sahibimiz, tanışıp hasbihal edelim diye, gurbetçi birkaç güzel insanı da davet etti. Anadolu usulü döşenmiş odada, Türk çayı eşliğinde koyu bir muhabbet içerisindeyiz.

     Bir ara, önümdeki sehpanın üzerinde ters duran dergi gözüme takıldı. Tabiri caizse, bir Kur’an dergisi. Tamamen Kur’an ile ilgili olan derginin çıkacağını daha önceden duymuştum. Fakat okuyup inceleme fırsatı bulamamıştım. Henüz ikinci sayısı çıkmış olan dergiye uzanırken, oradakilere dergiyi inceleme fırsatı bulup bulmadıklarını sordum.

     Felsefe bölümü mezunu, olaylara farklı bakışıyla dikkatimi celbeden misafir, her iki sayıyı da dikkatlice okuyup incelediğini belirttikten sonra, tarzına yakışır bir değerlendirmede bulundu:

     “Ancak hiçbir yazıda Kur’an-ı bulamadım. Kur’an-ı anlatmak için dergi çıkarıyor gibi görünseler de, aslında Kur’an üzerinden kendilerini ön plana çıkarıyorlar.”

     . . . 

     Kur'an üzerinden şöhret!

     Kur'an'a basarak yükselmek!

     Kur'an'ı kullanarak kendi reklamını yapmak!

     Kur'an'ı egosuna alet etmek!

     Adına ne derseniz deyin; Kur’an ve Sünnet okuyan, insanlara Kuran’ı ve Sünnet’i anlatma çabası içerisinde olan herkesin dikkatini çekmesi gereken bir değerlendirme!

     İster istemez, insanın duyularını dış dünyadan kopartıp iç dünyasına odaklayarak,  “Acaba ben de mi öyle yapıyorum?!” dedirten çarpıcı ve sorgulatıcı  bir uyarı bana göre.

     Böylesi bir niyet ve bu niyete hizmet eden çaba çok çirkin.

     Düşündürücü.

     Korkunç olduğu kadar ürpertici.

     Oldukça tehlikeli!

     Ve çok acı, çok acınası...

     Ahiret adına boş bir çaba, boşa yorgunluk!

     Daha vahimi; elde Kur’an’la ateşe yolculuk!

     Oysa Hz. Peygamer’in (s.a.) uyarısı çok açık:

     “Allah rızasının kazanılması için talep edilmesi gereken bir ilmi kim, sırf dünya menfaati için öğrenecek olursa kıyamet günü Cennetin kokusunu duymayacaktır.” (1)

     “Cahillerle ve aklı noksan olanlarla münakaşa etmek veya âlimlere karşı böbürlenip övünmek yahut da halkın teveccühünü kazanmak niyeti ile ilim talep eden kimse ateştedir.” (2)

     Şöhreti Allah katında aramadıkça hepsi boş?!

     Allah ellerin(m)izi bırakmasın.

     Musa Mert, Ne edimse Kendime, s. 87, 88.

 

Dipnotlar:                       

(1) İbn Mace, Sünne 23.

(2) İbn Mace, Sunne 23 ve bkz. Tirmizi, İlim 6.