Merhamet Eden Merhamet Bulur

Merhamet Eden Merhamet Bulur
Susuzluğu tamamen gittiğinde, şöyle keyifle yalandı. Minnet dolu gözlerle adama bakıyordu. Adamın ise, büyük bir sevince dönüşmüştü, kalbindeki sızı. Sevgiyle bakıştılar bir süre. Sonra herkes yoluna revan oldu. Allah’tan başka kimse şahit olmamıştı olan bitene.

  Peygamber Efendimiz, Ashabı ile sohbet ediyordu. Vaktiyle ıssız yollara düşmüş bir adamı anlattı. Kimsesiz yollarda, güneşin altında tek başına yürüyen bu adamın bir ara çok susadığından bahsetti. Üstelik yanında içecek suyu da yoktu. Su aramaya başladı.

     Aradı taradı. Nihayet bir kuyu buldu. Nasıl sevinmişti! Ancak suyu alabileceği ne bir kova vardı ne de bir ip. Uğraşıp didinip kuyunun içine indi çaresiz. Berrak ve soğuk sudan içti kana kana. Şöyle derin bir oh çekti. Kendine gelmişti. Elini yüzünü de yıkayıp iyice serinledi. Suyu bulmuşken iyice tadını çıkardı.

     Sonra kuyunun duvarına tırmandı. Dışarıya ayağını atmıştı ki, bir de ne görsün! Bir köpek, kuyunun etrafında deli gibi dolanıp durmuyor mu! Susuzluktan dili bir karış sarkmış hayvancağızın. Nasıl da soluyor bitkin bitkin! Arada bir durup kuyunun etrafındaki nemli toprağı yalıyor, yanan ciğerini belki söndürür umuduyla.

     Köpeğin bu hâline çok üzüldü adam. Yüreğine derin bir sızı çöktü. “Zavallı köpek” dedi kendi kendine, “tıpkı benim gibi pek susamış!” Acıdı zavallı hayvanın bu hâline. Erinmedi üşenmedi, tekrar indi kuyuya. Ağzına kadar suyla doldurdu çizmesini. Doldurdu doldurmasına da, kuyunun duvarına ancak iki eliyle tırmanabiliyordu. Nasıl çıkaracaktı yukarıya çizmeyi? Ağzına alarak çıkarmakta buldu çareyi.

     Çizmeyi dişleriyle sıkıca ısırdı. Yavaş yavaş tırmandı. Sabırla ilerledi. Suyu dökmeden çıkarmayı başardı nihayet. Önünde su dolu çizmeyi gördüğünde sevincine diyecek yoktu köpeğin. Kana kana içti, içti... Susuzluğu tamamen gittiğinde, şöyle keyifle yalandı. Minnet dolu gözlerle adama bakıyordu. Adamın ise, büyük bir sevince dönüşmüştü, kalbindeki sızı. Sevgiyle bakıştılar bir süre. Sonra herkes yoluna revan oldu. Allah’tan başka kimse şahit olmamıştı olan bitene.

     Hikâyenin burasında Peygamber Efendimiz,

     — Allahü Teâlâ, onun bu davranışından hoşnut oldu. Adamın günahlarını bağışladı ve onu cennetine koydu, buyurdu.

     Anlatılanları, başlarında kuş varmış da, kıpırdasalar uçuverecekmiş gibi dikkatle dinlediler sahabiler.

     — Ey Allah’ın Resulü, hayvanlara yaptığımız iyilikten dolayı da bize mükâfat var mı, diye sordular merakla. Peygamber Efendimiz,

     — Her canlıya yapılan iyiliğe mükâfat vardır, buyurdu.

     Peygamberimizin, “her canlıya…” sözü yankılandı kulaklarında.(*)

 

     [ Musa Mert ]

     Diyanet Çocuk Dergisi, Aralık 2016, s. 3, 4.

 


(*) Buhari, Müsakat 9, Mezalim 23, Edeb 27, Enbiya 54; Müslim, Selam 153, 155. Ebu Davud,  Cihad 44; İbn-i Mace, Edeb 8.