Minik Namaz

Minik Namaz
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenlerinin öğrencilerine, anne babaların çocuklarına, namaz konusuna girmeden önce okuyabilecekleri, gerçek hayattan alınmış bir hikaye. Siz, çocuklarınız ve öğrencileriniz büyük bir zevkle okuyacaksınız. Şifa olsun efendim.

Gül yüzlü çocuklarıma… Tüm çocuklara…

 

     Rüzgâr, Şahan amcaların bahçe girişini hızla yalayarak Kötü Dağ'dan, şehre giden yola düştü. Dışarıda çılgın bir ayaz var. Gökyüzü o kadar berrak, ay ve yıldızlar o kadar canlı ki; insan, elini uzatıp aya, yıldızlara dokunuverecekmiş gibi hissediyor kendini. Tenzile teyzelerin camlarındaki buzlar, ay ışığının etkisiyle mermer görüntüsünü andırıyor. Her yer ışıl ışıl mermer tozu sanki.  Sokak arasından aniden çıkarak, birbirini kovalayıp birkaç tur attıktan sonra başka bir sokakta kaybolan çocuklar gibi küçük kar taneleri, rüzgârla aniden kalkıyorlar, birbirlerini kovalayıp dönüyorlar, sonra da kayboluyorlar.

 

     Belkaya tarafından, ufukta çizgi halinde tatlı bir beyazlık belirdiğinde, Cevdet Hoca’nın okuduğu sabah ezanı, Emirgazi'nin bomboş ve soğuk caddelerini şefkatle dolaşıp ısıtmaya, Kötü Dağ'ın bağrında yankılanmaya başladı. Bir köpek, kalçaları üzerine oturmuş, ön ayakları dik, gökyüzüne yönelttiği ağzıyla, parlak keskin dişleri arasından uzun uzun uluyor. Uzaklardan başka köpek ulumaları da duyuluyor. Bitiş yerine yaklaşmış uzun yol koşucusu gibi, güney taraftan bir horoz sesi göğe doğru koşmaya çalışıyor.

 

     . . .

 

     Önce saçlarını okşadı. Eli değil de saçlarında gezinen yüreğiydi. İki gözünden öptü ve kulağına eğilerek

 

     — Yavrucuğuum.  Birtaneem,  dedi. Namaza kalkmak istiyor musun?

 

     Kulaklarını okşayıp giren bu sözler, sıcacık, pamuk gibi sardı yüreğini minik çocuğun. ''Evet'' anlamında başını salladı, derin bir nefesle gerinerek.

 

     — Bismillahirrahmanirrahıyym dersen birinci düğüm çözülür. Abdest alırsan ikinci düğüm… Namaz kılarsan bütün düğümler çözülmüş olur. Haydi, ver ellerini kalkalım.


     Babasının parmaklarını elleriyle sıkıca tuttu. Göz kapaklarına birileri oturmuş sanki,  açılmıyor. Zorladı. Aralanan göz kapaklarından, duvarda gece lambası ve önünde babası, yarım bir fotoğraf negatifi gibi göründü. Babası onu yavaşça kaldırırken, sanki birileri de geri yatağa asılıyor.

 

     — Bismillahirrahmanirrahıyym, dedi minik dudakları arasından.

 

     — Banyoya, banyo tasının içine sıcak su hazırladım senin için. Sırtına ceketini almayı da unutma.

 

     Kalktı. Gece lambasının ışığında ceketini giydi. Odanın kapısını kapattığında sağa doğru hafifçe sendeledi. Tek tek ışıkları yaktı. Her biri farklı inşaatlardan sökülerek takılıverilmiş, biri diğerine benzemeyen kapılardan geçti. Banyoya ulaştı. Mavi banyo tasından hafif buharlar yükseliyordu. Sol eliyle sağ elinin avucuna suyu döküp ikisini oğuştururken

 

     — Euzü billahi mineşşeytanirraciim. Bismillahirrahmanirrahııym, dedi. Hâlâ gözleri tam açılmıyordu. Su, minik çocuğun ellerini yüzünü, kollarını, saçlarını, kulaklarını, boynunu ve ayaklarını okşadı öptü. İşe yaramanın, hem de böyle bir işe yaramanın sevinciyle döküldü, aktı, gitti...

 

     Evin dış kapısından çıktı babası.  Soğuğu göğsüyle ısıttı. Saçlarında yıldızlar vardı.  Kararlı adımlarla dağ gibi ilerledi. Camiye ulaştı.

 

Minik çocuk odaya girerken onu odanın sıcaklığı karşıladı. Yüzü ışıl ışıldı. Çıtırdayan kuzine sobanın üzerindeki bakır güğüm, keyifli keyifli hışırdıyordu.

 

     Duvarda, büyük bir saygıyla eğilen annesinin kocaman gölgesi vardı. Kardeşlerini fark etti. Daha küçüktüler ve uyuyorlardı. En küçük kardeşinin ayaklarının ucunda açılı seccadede namazına başladı. Minik dudakları annesinin ona öğrettiği sureleri okumak için kıpırdıyordu. Sessiz ve alacakaranlık odalarında bilebildiği kadar namazını kıldı. Minik ellerini açıp

 

     — Allah'ım, dedi, annesi, babası, kardeşleri, tüm Müslümanlar, insanlar ve kendisi için güzel şeyler istedi. Elini minik kalbine koyarak

 

     — Allah'ım seni çok çoook seviyorum, dedi. Sonra ellerini minik yüzüne sürdü.

 

     Minik çocuğun minik namazı yükseldi. Melekler minik namazın ellerinden tuttular. O kadar tatlı, o kadar sevimliydi ki minik namaz. Onu doya doya öptüler, sevdiler tüm melekler. Minik namazın kalbinin olduğu yerde kocaman, “Allah'ım seni çok çoook seviyorum” yazılıydı.

 

     Minik namaz Allah'a ulaştı. Allah da minik namazın sahibini daha çok sevdi.

 

     [ Musa Mert ]
     (Diyanet Çocuk Dergisi , Tatil Arkadaşım, Haziran 2012, sayfa: 23,24)