Sakladığın değil paylaştığın senindir!

Sakladığın değil paylaştığın senindir!
Bu sırada bir ihtiyaç sahibi geldi. Etten bir miktar verdiler. Az sonra başka bir ihtiyaç sahibi geldi. Ona da etten verdiler. Derken başka gelenler oldu. Kimseyi boş çevirmediler, onlara da verdiler. Geriye yine de bir miktar et kaldı.

     Peygamberimiz Efendimiz bir koyun kesti. Derisini etinden ayırdı. Etleri parçalayıp hazırladı.

 

     Bu sırada bir ihtiyaç sahibi geldi. Etten bir miktar verdiler. Az sonra başka bir ihtiyaç sahibi geldi. Ona da etten verdiler. Derken başka gelenler oldu. Kimseyi boş çevirmediler, onlara da verdiler. Geriye yine de bir miktar et kaldı.

 

     Peygamber Efendimiz Hz. Ayşe’ye,

 

     — Koyundan geriye ne kaldı, diye sordu. Hz. Ayşe,

 

     — Sadece bir budu kaldı, dedi.

 

     Bunu üzerine Peygamber Efendimiz, 

 

     — Bir budu hariç gerisi bize kaldı, buyurdular.(*)

 

     Peygamber Efendimizin bu cevabı Hz. Ayşe’yi düşündürdü.

 

 

     Etin, neredeyse hepsini dağıtmışlardı. Ellerinde sadece bir but kalmıştı. Oysa Peygamber Efendimize göre,  ellerindeki değil de başkalarıyla paylaştıkları kendilerine kalmış oluyordu.

 

     Başka bir ifadeyle, kendimize sakladığımız değil, başkalarıyla paylaştığımız bizimdir.

 

     Acaba Peygamber Efendimiz ne demek istemişti?

 

     Peki, siz anlayabildiniz mi?

 

 

 [ Musa Mert ]

Diyanet Çocuk Dergisi, Eylül, 2016, s. 2, 3.

 


(*) Tirmizi, Kıyamet 34.