Sır Emanettir

Sır Emanettir
Ağzında yarım mercimek ıslanmayan çağın insanına... Basralılar, Enes bin Malik’i çok sever, ona büyük değer verirdi. Neden mi?

     Basralılar, Enes bin Malik’i çok sever, ona büyük değer verirdi.

     Neden mi?

     Çünkü o, Peygamberimizin en yakınlarından biriydi. On yaşında bir çocukken annesi onu Peygamberimizin hizmetine vermiş, Peygamberimizin vefatına kadar on yıl ona hizmet etmişti.  On yıl boyunca onun yanından hiç ayrılmamış, onun dizi dibinde yetişmişti.

     Dile kolay, tam on yıl!

     İşte bu nedenle Enes bin Malik, onlar için özel bir insandı. Basra’da Enes b. Mâlik’e kırk yıl boyunca öğrencilik ve arkadaşlık etmiş olan Sabit el-Bünani, Enes b. Mâlik ile ne zaman karşılaşsa onun elini tutar ve “Bu el Allah Resulü’nün eline dokunmuştur.” diyerek öperdi.

     Özellikle çocuklar ve gençler, Enes’in sohbetinden çok hoşlanırdı. Hele onun güzeller güzeli Peygamberimizle yaşadığı birbirinden tatlı hatıralarını dinlemek doyumsuzdu. Enes bin Malik konuşurken kimseden çıt çıkmazdı. Pür dikkat onu dinlerler ve “Ah keşke biz de Peygamberimizi görebilseydik” diye iç çekerlerdi.

     Enes bin Malik, işte o tatlı sohbetlerinden birinde, en yakın öğrencilerinden Sabit’e şu hatırasını anlattı:

     — Bir gün yine Allah Resulü’nün bütün hizmetini gördüm. Baktım ki yapılacak hiçbir iş kalmamış. Kendi kendime, “Nasılsa Peygamber Efendimiz birazdan öğle uykusuna çekilip istirahat edecek, bu sırada bana bir ihtiyacı olmaz” dedim ve diğer yakınlarıyla birlikte odasını terk ettim.

     Sokağa çıktığımda, oyun oynayan bir grup çocukla karşılaştım. Onların oyunlarını izlemeye başladım.

     Derken, Peygamber Efendimiz çıkageldi. Çocukların yanına kadar gidip önce onlara selam verdi. Sonra da beni yanına çağırıp bir ihtiyaç için gönderdi. Ben dönünceye kadar da bir gölgede beklemeye başladı.

     Nihayet, verdiği işi yapıp Peygamberimizin yanına döndüm. Sonra da eve, annemin yanına gittim.

     İş uzun sürdüğünden geç kalmıştım. Annem bana, “Niçin geciktin?” diye sordu. Ben de “Peygamberimiz beni bir işe gönderdi.” dedim. Annem, “Nedir o iş?”diye sordu. Ben de “Söyleyemem. Peygamberimizin sırrıdır.” diye cevap verdim. Bunun üzerine annem bana “Aferin. Peygamberimizin sırrını koru, kimseye söyleme!” dedi. O günden bugüne, Peygamberimizin bu sırrını hiç kimseye söylemedim.

     Sabit, Enes bin Malik’i merakla ve hayranlıkla dinliyordu. Peygamberimizin özel hayatına ait bu sır acaba neydi? Doğrusu o da çok merak etmişti. Enes bin Malik’e en yakın insanlardan biri şüphesiz kendisiydi. Kim bilir,  belki bu sırrı kendisine söylerdi. Ne de olsa, Enes’in hem öğrencisi hem de dostuydu.

     Sabit’in merakını fark eden Enes bin Malik ona,

     — Biliyor musun Sabit, bu sırrı birine söyleyecek olsaydım, sana söylerdim, dedi fakat ona da söylemedi.

     Sır emanetti ve korunması gerekirdi. İşte bu nedenle Enes bin Malik, ömrünün sonuna kadar Peygamberimizin sırrını korudu ve vefat ettiğinde beraberinde götürdü.

     [ Musa Mert ]

     Diyanet Çocuk Dergisi, Şubat 2015, s. 6, 7.

a