Vefa

Vefa
Bir ara Sadoğulları yurdunda kuraklık ve kıtlık baş göstermişti. Orada yaşayan sütannesi Halime ve ailesi oldukça zor günler yaşıyorlardı. Peygamber Efendimizin ise maddi imkânlarının iyi olduğu zamanlardı. Onların bu sıkıntılı durumunu öğrendiğinde çok üzüldü. Kendisi tok yaşarken Sütanne babasının zorluklar içinde yaşamasına gönlü nasıl razı olabilirdi? Mutlaka bir şeyler yapmalıydı.

 

     Peygamber Efendimiz küçücük bir bebek iken, onu Sütannesi Halime ve Sütbabası Haris yanlarına aldılar. Peygamber Efendimize çok iyi baktılar. Kendi çocuklarından ayırmadılar. Büyük bir şefkat ve dikkatle yetiştirdiler.

     Peygamber Efendimiz, Sadoğulları Yurdunda, Sütannesi Halime ve Sütbabası Haris’in yanında kaldığı dört yıl boyunca onları hiç üzmedi. Aksine onların huzur ve mutluluk kaynağı oldu. Halime’ye “Anneciğim!” diye seslenir bir isteği olursa yerine getirirdi. İşlerinde onlara yardımcı olmaya çalışır, küçük yaşına rağmen sütkardeşi Abdullah ile koyun güderdi. Sütkardeşleri Abdullah, Şeyma ve Üneyse ile güzel güzel oynar, onlarla çok iyi anlaşırdı. Sütanne babası ve sütkardeşleri Küçük Muhammed’i o kadar çok sevmişlerdi ki, ayrılık zamanı geldiğinde O’nu Annesi Amine’ye verirken çok zorladılar.

     Peygamber Efendimiz, kendisine en küçük iyiliği dokunanların iyiliklerini asla unutmazdı. Ne zaman karşılaşsa, onlara saygıyla, sevgiyle yaklaşırdı. İmkân ve fırsat buldukça ziyaretlerine giderdi. Gücü oranında onlara maddi ve manevi destek olurdu.

     Peygamber Efendimiz, büyüyüp koca adam oldu. Mekke’nin en temiz, en iyi kadınlarında biri olan Hz. Hatice ile evlenip çoluk çocuğa karıştı. Ancak, Sütanne babası ile bağlarını koparmadı.

     Sütannesi Halime’yi her gördüğünde “Annem! Benim annem!” der, kendisine candan sevgi ve saygı gösterirdi. Elbisesini altına serip oturtur, bir dileği varsa hemen yerine getirirdi.  Yanlarına geldiğinde, eşi Hz. Hatice ile birlikte Sevgili Sütannesini evinde konuk ederdi.

     Bir ara Sadoğulları yurdunda kuraklık ve kıtlık baş göstermişti. Orada yaşayan sütannesi Halime ve ailesi oldukça zor günler yaşıyorlardı. Peygamber Efendimizin ise maddi imkânlarının iyi olduğu zamanlardı. Onların bu sıkıntılı durumunu öğrendiğinde çok üzüldü. Kendisi tok yaşarken Sütanne babasının zorluklar içinde yaşamasına gönlü nasıl razı olabilirdi? Mutlaka bir şeyler yapmalıydı.

     Hemen eşi Hz. Hatice ile oturup konuştular. Ne yapabileceklerini düşündüler. Kırk koyun, onların ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilirdi. Binmeleri, yüklerini ve sularını taşımaları için bir de develeri olsa ne güzel olurdu.

     Hemen kırk koyun ve bir de deve hazırladılar. Hz. Hatice de hiç vakit kaybetmeden, onları Halime’ye gönderdi. Mutluluklarına diyecek yoktu.

 

[ Musa Mert ]

Diyanet Çocuk Dergisi, Nisan 2015, s. 6, 7.