Yağmur Gözlüler

Yağmur Gözlüler
Yağmur gözlü yedi güzel adamın imrenilesi hikayesi.

  Suriye’den gelen tüccarların ulaştırdığı haber, Medine’ye bomba gibi düştü. Habere göre Bizans İmparatoru, Müslümanlarla savaşmak için büyük bir ordu hazırlığı içine girmişti.

 

     Peygamber Efendimiz derhal seferberlik emri verdi. Otuz bin kişilik bir ordu hazırladı. Sefer, Medine’nin yedi yüz kilometre kuzeybatısında yer alan Tebük’e yapılacaktı. Yol çok uzun ve zordu. Hava çok sıcaktı. Bölgede kıtlık hâkimdi. Düşman kalabalıktı ve çok güçlüydü. Bu nedenle Tebük Gazvesi’ne “Zorluk Gazvesi”, bu gazveye katılan orduya da “Zorluk Ordusu” adı verildi.

 

     Peygamber Efendimizin seferberlik emri ve İslam Ordusu’na yardım çağrısı üzerine Medine’de hayat birden hareketlendi.

 

     Emri alır almaz hazırlıklara başlayan ve birbirleriyle infak yarışına giren Müslümanlar. Savaştan kaçmak için türlü sahte bahanelerle Peygamber Efendimize özür beyanı için gelip giden bedeviler ve münafıklar. Hepsi Medine’nin telaşını ve trafiğini artırmıştı. Kapı kapı dolaşıp milleti caydırmaya çalışan münafıklarda ayrı bir telaş vardı.

 

     Tebük Gazvesine katılmak isteyen pek çok Müslüman vardı. Öyle ki, onca yardım çabalarına rağmen yeterli binek, silah ya da yol azığı olmadığı için, Peygamber Efendimiz bazılarının başvurularını kabul edemiyordu.

 

     İmkânsızlıklar sebebiyle başvuruları kabul edilemeyenler arasında özellikle yedi kişi vardı ki, sormayın gitsin! Onların destansı bir hikayesi var.

 

     Yürekleri Allah yolunda cihat aşkıyla çarpan Ashaptan bu yedi güzel adam da Zorluk Ordusu’na katılmak istiyordu. Ancak sefer ve savaş için ellerinde avuçlarında bir şey yoktu. Peygamber Efendimizin huzuruna gelip,

 

     — Ey Allah’ın Peygamberi! Sefere çıkmak isteriz. Ancak, binecek devemiz, yolda yiyecek azığımız yok, diyerek Peygamber Efendimizden yardım istediler.

 

 

     Peygamber Efendimiz, yapılan yardımların hepsini ihtiyacı olan askerlere dağıtmıştı. Elinde onlara verebileceği hiçbir şey kalmamıştı. Peygamber Efendimiz üzülerek,

 

     — Size verecek binek bulamıyorum, buyurdu.

 

     Büyük bir umut ve heyecanla geldikleri son kapıdan aldıkları olumsuz cevap karşısında yıkıldılar adeta. Acı acı yutkundular üzüntüden. Boyunları büküldü. Peygamber Efendimizin huzurundan eli boş döndüler çaresiz. Gözlerine bulutlar yürüdü öbek öbek. Yağmur gibi yaşlar döküyorlardı.

 

    Onların temiz niyetlerini, yanan yüreklerini, gözlerinden dökülen inci tanelerini en iyi gören, en iyi bilen Allahü Teâlâ idi şüphesiz. Üzülmesinler diye, derhal onlar hakkında Tevbe suresinin 92. ayetini indirip şöyle buyurdu:

 

    “Kendilerine binek sağlaman için sana geldikleri zaman, ‘Sizi bindirecek bir binek bulamadım,’ dediğinde, yolda harcayacak bir şey bulamadıkları için üzüntüden gözlerinden yaşlar boşanarak dönen kimselere de herhangi bir sorumluluk yoktur.”

 

     Yağmur gözlü yedi güzel adamın imrenilesi halleri ve onlar hakkında Yüce Allah'ın bir buyruk indirmesi herkesi çok etkiledi.  Hemen harekete geçtiler. Üçünün ihtiyaçlarını Hz. Osman karşıladı. İkisinin ihtiyacını Hz. Abbas, kalan iki kişinin ihtiyacını da Hz. İbn-i Yamin bin Umeyr karşıladı.

 

     Sonunda muratlarına eren yağmur gözlü yedi sahabiye, ayette geçtiği şekliyle “Ağlayanlar” anlamında “Bekkâîn” adı verildi. (1) Tarih onları, kıyamete kadar unutulmayacak kimseler arasına yazdı.

 

[  Musa Mert ]

Diyanet Çocuk Dergisi, Temmuz 2017, s. 3, 4.

 

 


(1) İbn Sa’d, II, 165, VI, 20; İbn Hişm, IV, 518; İbnü’l-Esir, Üsdü’l-Ğabe, II, 310-311